search
İklim ve Net Sıfır

İklim Geçiş Planımız


İklim değişikliği, günümüzde karşı karşıya olduğumuz en büyük risklerden biridir. Paris Anlaşması’nda yer alan ve Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC - Intergovernmental Panel on Climate Change) raporlarında bilimsel olarak değerlendirilen 1,5°C hedefi, iklim değişikliğiyle mücadelenin temel referanslarından biridir.


IPCC, iklim değişikliği konusunda dünyanın en yetkili bilimsel ve siyasi üst kurulu olup, 1988 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından kurulmuştur. Temel amacı, hükümetlere iklim politikaları geliştirmeleri için kapsamlı, tarafsız ve en güncel bilimsel verileri sunmaktır.


IPCC iklim değişikliğine ilişkin mevcut bilimsel bilgileri değerlendirir ve sera gazı envanterleri için metodolojiler geliştirir. Paris İklim Anlaşması bu bilimsel temeller üzerine inşa edilmiş yasal olarak bağlayıcı siyasi ve hukuki eylem planıdır. Paris İklim Anlaşması, 12 Aralık 2015 tarihinde kabul edilmiş ve 4 Kasım 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İlk kez devletler düzeyinde iklim değişikliği ile mücadelede yasal bağlayıcılığı olan bir anlaşmaya imza atılmıştır. Devletler, 5 yılda bir daha iddialı hedefler belirleme ilkesi kapsamında, ulusal katkı beyanlarını sunmaktadır. Ülkemiz, Paris İklim Anlaşması’na 2021 yılında katılarak 2053 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma taahhüdünde bulunmuştur. 2025 yılında da Ülkemizde ilk İklim Kanunu yürürlüğe girmiş, 2053 net sıfır hedefi yasal bir zemine taşınmıştır.


Paris Anlaşması’nın temel amacı, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme kıyasla 2 °C’nin oldukça altında tutmak ve mümkünse 1,5 °C ile sınırlandırmaktır. Bu kritik eşikler IPCC Değerlendirme Raporları tarafından ortaya konan iklimsel dönüm noktaları ve risk analizlerine göre belirlenmiştir.


IPCC ve Paris Anlaşması 1,5°C’yi kritik eşik olarak tanımlamakta, dünya ve insanlık için sera gazı emisyonlarının azaltılmasını önererek, tüm aktörleri çabaya davet etmektedir. 


Paris İklim Anlaşması'na imza atan Avrupa Birliği, küresel ısınmayı sınırlandırma sözü vermiştir. Avrupa Birliği, bu uluslararası sözünü tutabilmek ve 2050 yılına kadar dünyanın ilk iklim-nötr kıtası olma hedefine ulaşabilmek için 2019 yılında Avrupa Yeşil Mutabakatı'nı ilan etmiştir. Avrupa Yeşil Mutabakatı, AB’nin Paris Anlaşması hedeflerine ve 2050 iklim nötrlüğü hedefine ulaşmasını destekleyen stratejik politika çerçevesidir. En büyük ticaret ortağı Avrupa Birliği olan Ülkemizin Yeşil Mutabakat'a uyum sağlaması kaçınılmaz hale gelmiştir.


Tüm bu gelişmelere, ulusal ve uluslararası regülasyonlar ve uygulamalara uyum sağlamak, gerekli aksiyonları hızla almak, ihracat ağırlıklı bir satış portföyüne sahip olan Şirketimiz için stratejik bir önem taşımaktadır.


İklim krizi ve etkilerine dair gereken aksiyonları almak ve bu aksiyonların takibini gerçekleştirmek en önemli önceliklerimizdendir. Faaliyetlerimizin odak noktasına konumlandırdığımız sürdürülebilirlik anlayışı çerçevesinde, faaliyet gösterdiğimiz sektörde kurumsal prensiplerimizi, sürdürülebilirlik perspektifiyle şekillendirmekteyiz. Bu bağlamda sürdürülebilirlik ve iş stratejimizi bütüncül bir yapı olarak ele almakta ve sürdürülebilirliği kurumsal kültürümüzün parçası olarak konumlandırmaktayız.


Şirketimiz üzerine düşen sorumluluğun farkında olup iklim kriziyle mücadeleyi tüm iş stratejilerinin ve faaliyetlerinin odağına koymaktadır. İklim değişikliğinin getirmekte olduğu değişim ve dönüşüm ihtiyacını en geniş perspektifte değerlendirmekteyiz.


Şirketimizin temel hedefleri arasında Sürdürülebilirlik ve Yeşil Dönüşüm yer almaktadır. Bu temel hedefleri gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar, İcra Kurulumuzun gözetiminde yürütülmektedir. Hedeflere ulaşma durumlarımız değerlendirilmekte ve hedeflerin performansı izlenmektedir.


Tatmetal olarak iklim geçiş planımızı, emisyon azaltım hedeflerimizi ve yatırım stratejimizi 1,5°C ile uyumlu bir azaltım politikası ve en geç 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefimiz doğrultusunda şekillendiriyoruz.


Tüm yatırımlarımızda çevreye hassasiyeti yüksek, enerji verimli teknolojileri tercih etmekteyiz, fosil yakıt kullanan teknolojilere yatırım yapmıyoruz. Yenilenebilir enerji yatırımlarını odak noktamıza alıyor ve bu yatırımlara öncelik veriyoruz. Hayata geçirdiğimiz GES ve RES yatırımlarımız bunun en büyük göstergesidir. Fabrika sahalarımızdaki müsait tüm çatılara güneş panelleri yerleştirdik. 2025 yılı sonu itibariyle 110 MW GES kapasitesine ve 65 MW RES kapasitesine ulaştık. 2026 yılında, proseslerimizde tükettiğimiz elektrik enerjisinden çok daha fazlasını yenilenebilir enerji kaynaklarından üretir duruma geldik.


Emisyon azaltımına yönelik stratejik önceliklerimizi, düşük karbonlu ürün ve üretim süreçlerimizi, yenilenebilir enerji yatırımlarımızı bütünsel bir kurgu içinde ele alıyoruz.


Yenilenebilir enerji yatırımlarımızın yanı sıra; proseslerdeki atık ısıların kazanımına yönelik atık ısı geri kazanım kazanları, motor, fan, pompa, kompresör, fırın brülör enerji verimliliği gibi süreç bazlı enerji verimliliği uygulamalarını hayata geçiriyoruz. 


Enerji ve çevre yönetimi performansımızı, ISO 50001 ve ISO 14001 yönetim sistemi standartlarında sürekli iyileştiriyoruz, emisyon azaltım stratejimizin temel bileşenleri arasında konumlandırıyoruz.


Tüm ürünlerimizde değer zincirinin tamamını kapsayacak şekilde düşük karbonlu ürünlere geçişi benimsiyoruz. Ürün yaşam döngüsü analizlerini (LCA) yaptık, bu çalışmaları Çevresel Ürün Beyanları (EPD) ile belgelendirdik. Bu şekilde, ürünlerimizin hammaddeden atık aşamasına kadar olan tüm süreçlerdeki çevresel etkilerini bilimsel olarak ölçtük ve sonuçları şeffaf bir şekilde beyan ettik. 


Emisyon azaltım taahhüdümüzü somut ve ölçülebilir bir çerçeveye taşımak amacıyla 2025 yılını baz yıl belirledik. ISO 14064-1 kapsamında bağımsız doğrulamadan geçen 2025 envanterimize ve SBTi'nin (Science Based Targets initiative) 1,5°C ile uyumlu kabul ettiği asgari azaltım kriterine göre 2035 yılına kadar, baz yıla kıyasla en az %42 mutlak azaltım taahhüt ediyoruz.


Bu yakın vadeli hedefimizin yanı sıra, en geç 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmayı taahhüt ediyoruz. 


Geçiş planımızı desteklemek amacıyla Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi (TR-ETS) ve Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) gibi karbon fiyatlandırma mekanizmalarına uyum sürecini maliyet yönetimi stratejimizin bir parçası olarak ele alıyor, bu mekanizmaların finansal etkilerini düzenli olarak değerlendiriyoruz.


Net sıfır hedefimiz doğrultusunda, iklim stratejimiz, sürdürülebilirlik çalışmalarımız ve emisyon azaltım performansımız ile sektörümüzde öncü olmak yönünde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.